17 Mayıs 2014 Cumartesi

SOMA madeninde gizlenen gerçekler


Şirket niye ölüm raporlarını madende değil yukarıda tutuyor? Sendikalara niye  güvenmiyorlar? Soma gerçeğini soma madeninde çalışan E.G.’nin ağzından aktarıyoruz...

Burada yemek hakkımız bile yok. Sabah kahvaltısı, öğle yemeği, hepsini evden getiriyoruz. Sadece mühendislere, amirlere yemek veriyorlar.
Ocağa girerken kart basıyoruz. Kimin kaçta girdiği, kaç kişi girdiği, madende nereye yöneldiği... Hepsi belli. Niye açıklamıyorlar? Şirket yetkilileri piyasada yok. Bu madende her gün kaza oluyor, kolu kopan, gözü çıkan, parmağı kopan bir sürü arkadaşımız oldu.


Ya seçimde ya cenazede

Bunlar AKP’yi aldılar arkalarına, hiçbir şey olmaz. Seçimden önce AKP’nin Büyükşehir adayı geldi. Saat 16:00’dan sonra. Mesaim bitmiş, seni dinlemeye mecbur muyum? Taner Yıldız iftara geldi, o gün biz aç çalıştık. Niye, onu beklettiler bize çünkü. Madende bütün gün aç çalıştık, sonra oturup Bakan’ı bekledik. Zaten ya seçimde gelirler, ya cenazede.

Tazminat hilesi
Şirket, fazla tazminat ödememek için ölüm raporlarını madende tutmuyor. Madenin içinde bakıyorlar, işçi ölmüş. Ama raporu madenden çıkarınca, işte ambulansta, hastanede tutuyorlar. Çünkü böylece madende ölmemiş olacak arkadaşlar, şirket az tazminat ödeyecek.
Kaza değil bu, katliam. Ben olaydan 10 dakika öncesine kadar madendeydim. Biz çıkarken meydana geldi olay. Vardiya değiştirmiyorduk. Saat 15:00 civarı. Aşağıda kalanlar hep gündüz vardiyasındaki arkadaşlarımız. 20-30 kadar, erken teslim alan pompacı, şalterci arkadaşımız inmeye başlamıştı. 100 metre gittiler gitmediler, çıktılar dışarı.
Burada devletin belirlediği standartların hiçbiri uygulanmıyor. İnsanları nasıl çalıştırmak istiyorsa öyle çalıştırıyor patron. Normalde çalışma saati. 8 saat. Bu uygulanmıyor. Benim 2 saat fazlam var, kaybım var. Ek mesai ücreti şirketin kazancına bağlı.
Olay esnasında zaten herkes yorgundu. Naik bandıyla yukarı çıkmak istediler. Nakil bandının olduğu yer, pis havanın çıkış noktasıydı. Patlama olunca duman, bandın olduğu yere geldi. Elektrik kesildi, bant durdu, insanlar mahsur kaldı. Müdahale içinse bandın olduğu yer değil, temiz havanın olduğu yer seçildi. Patlama olunca kimseyi bilgilendirmediler, duman orayı kapladı. Kurtulmak isteyen arkadaşlarımız temiz havaya akın etti. Bir müddet sonra temiz hava bölgesine pis hava verdiler. Bile bile katliam yaptılar.

Ben halen içeriden ceset topluyorum. Dedim ya pis hava verilince katliam oldu.
Emeklilik imkansız!
6 yıldır bu madendeyim. Kanun gereği emeklilik sınırı zaten olmuş 7001 yövmiye. Daha önce 4001 yövmiyeyi dolduran emekli oluyordu, yaşa bakılmıyordu. Biz ancak 1200 TL alıyoruz.
Sendika “senin arkandayım” diyebilmeli. İmbat Madencilik’ten adam getirdiler sendika seçimleri için. Kendi adamlarını soktular, elimize kağıt tutuşturdular. Zarfa bile koymuşlardı. Sandığa o zarflar atıldı. Katır gibi çalıştırıyor bizi taşeronlar. Patron yüzde 2 diyor, sendika kabul ediyor. Devlette en azından güvencen var.
Katliamdan sonra şirketten kimse gelmedi. Hiçbir açıklama yapmadılar. Ben buraya Ciner’deyken Park Teknik’ken geldim. O zaman bile daha iyiydi. Her hafta burada tahliye, ilk yardım denemesi yapılıyordu. Cihazlar kontrol edilirdi. Göstermelik de olsa yapılırdı. Ama kazanın olduğu zaman tahliye cihazı gelmedi buraya, yoktu. Tüpü var maskesi yok, maskesi var cihazın kendisi yok... En son Ciner zamanında tatbikat yaptık.
Şili’de madenciler için sondaj yaptılar ya hani... Ona istinaden buarda da bir güvenli oda yaptılar. Pakpen döşediler, bezler yaptılar, köpük sıktılar, içine buzdolabı yiyecek koydular. Fotoğrafını çektiler, videoya aldılar, iş bitti. Kapandı orası. Öyle bir oda olsa işçilerin çoğu orada olurdu zaten. Niye güvenli odadan bir tane madenci çıkmadı?
Trafo patlamış olabilir ama öncesi var. Trafoyla bu kadar katliam olmaz. Park Teknik zamanında da trafo patladı burada. Sadece sehirlendik, kustuk. Birer ayranla örtbas ettiler, bitirdiler. Ama bu defa çok büyük bir olay var, trafo patlaması denilerek örtbas ediliyor. Asıl mesele metan gazı. Metan gazı patlamasıyla bant tutuştu, kablolar tutuştu. Onun dumanıyla zehirlendi insanlar. Oksijen sıfıra indi. Arkadaşlarımız hep boğularak, yanarak öldü.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder